Bacaklarınızdaki orantısız yağlanma yıllardır geçmiyor mu? Diyet yaptığınızda üst gövde inceliyor ama belden aşağısı aynı şekilde görünmeye devam ediyor. Spora başladınız, kollarınız zayıfladı ancak kalçalarınız aynı genişlikte. Üstüne üstlük bacaklarınız sebepsiz ağrıyor, en ufak darbede çürük ve morluk oluşuyor.
Eğer bu tablo size tanıdık geliyorsa, bu durumun nedeni kilo problemi değil, lipödem olabilir.
Lipödem, kadınların büyük kısmının yıllarca farkında olmadan yaşadığı, sık sık obeziteyle karıştırılan ve diyetle eritilemeyen bir yağ dokusu hastalığı. Günümüzde liposuction bu hastalığı geriye döndürmenin en etkili yollarından biri.
Yazının devamında lipödemin tüm yönlerini anlatıyor olacağız; nedir, nasıl anlaşılır, hangi evrelerden geçer ve liposuction ile tedavisi nasıl yapılır.
Lipödem, bacaklarda, kalçalarda ve bazen kollarda yağ dokusunun anormal şekilde, simetrik olarak biriktiği kronik bir hastalık. Neredeyse her zaman kadınlarda görülür. Çoğunlukla ergenlikte, ilk hamilelikten sonra ya da menopozla birlikte başlar, yani hormonal dalgalanmaların yoğun olduğu dönemlerde.
İlk bakışta dikkat çeken şey, üst ve alt vücut arasındaki uçurum olur. Kadının üst bedeni zayıftır, omuzlar zarif görünür ancak belden aşağıda bambaşka bir tablo söz konusudur. Bu yağ, sıradan bir yağ da değildir. Diyet yaptığınızda, koştuğunuzda, bisiklete bindiğinizde aynı şekilde görünmeye devam eder.
Ve sadece bir görüntü sorunu olarak kalmaz. Zamanla ağrılar başlar, temas edildiğinde hassasiyet artar, yürümek zorlaşır. Tedavi edilmediğinde lenfödeme dönüşebilir, buna lipo-lenfödem denir ve geri dönüşü çok daha zordur.
Kişiden kişiye farklılık olsa da bazı bulgular ortaktır.
En tipiği bacaklarda ve kalçalarda erimeyen, orantısız bir yağlanma olmasıdır. Üst beden zayıfken alt beden üst bedenle orantılı bir görünümde değildir. Ayak bileğinin hemen üstünde adeta keskin bir sınır vardır, yağ orada biter, ayak korunur. Bu sınır, lipödemi lenfödemden ayıran çok önemli bir detaydır.
Bir diğer tipik bulgu ise ağrıdır. Lipödem hastaları sıklıkla bacaklarını bir yere çarptıklarında canlarının çok yandığını ifade eder. Cilt altında küçük yağ topakları ele gelir, literatürde buna 'pirinç tanesi hissi' denir.
Ufak bir darbede bacaklarda morarma görülebilir. Akşamları bacaklarda ağırlık ve şişme hissi yoğunlaşır. İlerleyen aşamalarda cilt yüzeyi düzensizleşir, portakal kabuğunu andıran bir görünüm alır.
Lipödem dört evrede ilerler. Hangi evrede teşhis edildiği, tedavinin nasıl kurgulanacağını doğrudan belirler.
1. evrede cilt yüzeyi düzgündür ama cilt altında yumuşak nodüller hissedilir. Bacaklar dolgundur, hâlâ şekillidir.
2. evrede yüzeyde düzensizlikler başlar, portakal kabuğu görünümü belirginleşir. Nodüller daha net hissedilir.
3. evrede doku sertleşir. İç bacaklarda, diz çevresinde büyük yağ lobları sarkmaya başlar. Yürürken bacakların birbirine sürtmesi rahatsızlık verir.
4. evrede ise tabloya lenfödem de eklenir. Lenf dolaşımı bozulduğu için bacaklar sürekli şiştir, şikayetler katlanır.
Erken teşhis edilen lipödemin tedavisi çok daha kolay, sonuçlar ise çok daha tatmin edicidir. Geç kalındığında bazı bulgular tamamen geri döndürülemeyebilir.
Lipödem hastalarının çoğu yıllarca şişman olduklarını ve kilo vermeleri gerektiğini düşünür. Diyetisyenden diyetisyene gezer, defalarca diyet yapar, sonra geri alır. Bu döngü zamanla psikolojik bir yıkıma dönüşür. Oysa karşımızdaki tablo klasik obezite değildir.
Obezitede yağ vücuda orantılı dağılır ve diyetle, sporla azalır. Lipödemde yağ sadece belli bölgelerde toplanır, bacaklar, kalçalar, kollar. Karın ve göğüs çoğunlukla korunur. Üstelik bu yağın yapısı bile farklıdır, sıkı, ağrılı, inatçı.
Lenfödemden ayırmak da önemlidir. Lenfödem genelde tek taraflıdır, ayağı da etkiler. Lipödem her iki bacakta simetrik gelişir, ayaklar temiz kalır. Muayenede yaptığımız Stemmer testi lipödemde negatiftir, lenfödemde ise pozitif.
Hastalığın kesin nedeni hâlâ tam olarak bilinmiyor. Ama bildiğimiz birkaç şey var.
İlk sırada genetik yatkınlık gelir. Annede ya da teyzede lipödem varsa, kızlarda görülme ihtimali oldukça yüksektir. Bu yüzden aile öyküsünü sorgulamak teşhis için kritik bir basamak.
İkinci faktör hormonlar, özellikle östrojen hormonu. Lipödemin ergenlikte, gebelikte, doğumdan sonra ya da menopozda başlaması tesadüf değil. Hastalık neredeyse tamamen kadınlarda görülür. Erkeklerde nadiren karşımıza çıkar, çıktığındaysa genelde hormonal bir bozukluk da bu duruma eşlik eder.
Bunların yanında mikrodolaşım problemleri, yağ hücrelerindeki anormal büyüme ve kronik enflamasyon da süreçte rol oynayan diğer mekanizmalar.
Tedaviye genelde konservatif yöntemlerle başlanır. Manuel lenf drenajı masajı, kompresyon çorabı, anti-enflamatuar beslenme, düşük etkili egzersizler (yüzme, bisiklet, yürüyüş)...
Bunların hepsi faydalıdır. Hastalığın ilerlemesini yavaşlatır, şikayetleri hafifletir, gün içi konforu artırır. Ancak tüm bunlar biriken hastalıklı yağı yok etmezler.
Yani hasta yıllarca masaj yapsa, her gün çorap giyse, kusursuz beslense bile mevcut lipödem yağı orada kalmaya devam eder. İşte tam bu noktada cerrahi devreye girer.
Liposuction, bugün lipödem tedavisinde en etkili ve kalıcı yöntemdir. Ancak burada bir parantez açmak gerekir: lipödemde uygulanan liposuction, estetik amaçlı yapılan klasik yağ aldırmadan farklıdır.
Klasik liposuctionda amaç vücudu inceltmektir. Lipödemde amaç çok daha öteye geçer, hastalıklı yağ dokusunu seçici şekilde almak ve bunu yaparken lenfatik damarlara zarar vermemek. Yıllarca süren ağrıyı, hassasiyeti ve hareket kısıtlılığını ortadan kaldırmak.
Lipödemde sık kullanılan üç teknik var.
Tumescent liposuction, en klasik yöntem. Bölgeye özel bir serum karışımı verilir ve yağ kanüllerle çekilir. Doğru ellerde, lenfatik damarları koruyan "lenf-sparing" tekniğiyle uygulandığında hâlâ etkili bir seçenek.
Vaser liposuction, ultrason enerjisiyle çalışan ileri bir yöntem. Yağ hücrelerini sıvılaştırarak çevre dokulara dokunmadan seçici şekilde alır. Lipödem yağı sıkı ve fibröz bir yapıya sahip olduğu için Vaser bu hastalıkta belirgin avantaj sağlar. Üstelik cilt çekilmesine de destek olur.
Su jeti liposuction (WAL), yağ hücrelerini sıkıştırmadan, ince su basıncıyla nazikçe ayıran bir teknik. Lenfatik sisteme verdiği zarar minimum olduğu için lipödemde sıkça tercih edilir.
Hangisinin uygun olacağı hastaya, evreye, dokunun yapısına ve cilt elastikiyetine göre değişir. Çoğu vakada yalnızca tek bir teknik kullanılmaz, kombine yaklaşımlar daha güzel sonuçlar verir.
Ameliyat genel anestezi ya da sedasyon altında yapılır. Genellikle tek seansta tüm bölgeleri halletmek yerine 2-3 seansa yayılır. Hem hasta güvenliği hem iyileşme kalitesi için bu yaklaşım çok daha sağlıklıdır. Her seansta belirli bir bölge -örneğin önce iç-dış uyluk, sonraki seansta diz ve baldır- hedeflenir.
Süre, tedavi edilen bölgenin genişliğine göre değişir, ortalama 2-4 saat sürer. Hastalar çoğunlukla aynı gün ya da ertesi sabah taburcu olur.
İlk birkaç gün şişlik, morarma ve ağrı beklenir. Bunlar geçicidir. İyileşmeyi belirleyen iki ana öğe: doğru kompresyon ve düzenli lenf drenajıdır.
Kompresyon giysisi en az 4-6 hafta düzenli kullanılır. Hem şişliğin inmesini hızlandırır hem cildin yeni hatlara oturmasına yardımcı olur. Birinci haftadan itibaren manuel lenf drenajı masajına başlanır, bu süreci ciddi şekilde hızlandıran bir destektir.
Hastalar genelde 7-14 gün içinde günlük hayatına döner. Ağır egzersizden 6-8 hafta uzak durmak gerekir.
Nihai sonuçların oturması 3-6 ayı bulur. Çünkü dokuların yerleşmesi, son şişliklerin inmesi ve cildin kendini toparlaması zaman ister.
Evet, çünkü liposuctionda alınan yağ hücreleri bir daha geri gelmez. Vücuttan kalıcı olarak çıkar. Yani operasyon esnasında alınan hastalıklı yağ yeniden üretilmez.
Ancak lipödem genetik ve hormonal kökenli bir hastalıktır. Yani tamamen iyileşmekten söz etmek doğru olmaz. Ameliyatla hastalığın o anki yükü alınır, şikayetler ciddi şekilde azaltılır ve ilerlemesi durdurulur. Hasta sağlıklı yaşam alışkanlıklarını korur, kompresyonu ihmal etmez ve yıllık kontrollerini aksatmazsa kazanımlar uzun yıllar korunur.
Doğru teknikle yapılmış bir ameliyat sonrası, hastaların büyük kısmı yıllardır taşıdıkları ağrılardan kurtulur. Hareket etmek kolaylaşır. Çoğunluk için bu, fiziksel bir rahatlamanın ötesinde, psikolojik bir özgürleşmeyi de beraberinde getirir.
Lipödem, yıllarca şişmanlık sanılan ama aslında ciddi tedavi gerektiren bir hastalık. Erken tanı ve doğru cerrahi yaklaşım hem fiziksel hem psikolojik anlamda hastanın hayatını değiştirir.
Bacaklarınızdaki orantısız yağlanma, diyetle geçmeyen dolgunluk ve hassasiyet sizi uzun süredir rahatsız ediyorsa, atılacak ilk adım bir plastik cerrahla görüşmek. Antalya'da lipödem değerlendirmesi ve liposuction tedavisi için Op. Dr. Bora Yücel kliniğinden randevu alabilirsiniz.
Bu metin bilgilendirme amacıyla yazılmıştır. Doktorunuzun önerileri esas alınmalıdır.