GLP-1 grubu zayıflama iğneleri, kilo kaybını daha önce alışık olunmayan bir hızda sağlıyor. Bu hız istenen sonucu getirirken beraberinde ikinci bir tabloyu da getiriyor: deri, altındaki hacim çekildiği ölçüde toplanamıyor ve boşta kalıyor.
Hızlı kilo vermeyle birlikte ortaya çıkan sorun iki başlıkta toplanır. Gövdede karın, kol, uyluk ve göğüs bölgelerinde doku sarkması, yüzde ise yağ yastıkçıklarının erimesiyle oluşan hacim kaybı görülür. İkisinin de kaynağı aynıdır, ancak tedavileri birbirinden farklıdır.
Aşağıda sarkmanın nedenleri, kilo verme hızıyla ilişkisi, beslenme ve egzersizle nasıl sınırlanabileceği, yüz çökmesinin belirtileri ve her iki tablonun cerrahi çözümleri ayrı ayrı ele alınmıştır.
İçindekiler
Doku sarkması, hızlı kilo kaybı sonrası altındaki hacmi kaybeden derinin toplanamayarak boşta kalmasıdır. Tabloyu yalnızca cilt oluşturmaz; cilt altı yağ tabakası ve bu tabakayı iskelete bağlayan bağ dokusu da sürece dahildir. Bu nedenle cilt sarkması yerine doku sarkması tanımı daha doğrudur.
Muayenede şiddeti üç derecede değerlendirilir:
En sık etkilenen bölgeler karın, kol iç yüzü, uyluk iç yüzü, göğüsler, kalça ile yüz ve boyundur.
Bu ilaçlar iştahı baskılayarak etkili bir kilo kaybı sağlar. Sorun da tam bu noktada başlar: vücut, kaybettiği hacme aynı hızda uyum sağlayamaz.
Bu altı faktörden dördü doğrudan hızla ilişkilidir. Kilonun kontrollü verilmesi, protein alımının korunması ve direnç egzersizi sarkmayı tamamen önlemez, ancak derecesini gözle görülür biçimde azaltır.
Cildin toparlanma kapasitesini içindeki kollajen ve elastin ağı belirler. Bu ağ gerildikten sonra eski konumuna dönmek için zamana ihtiyaç duyar. Kilo kaybı ağın yeniden düzenlenebileceğinden hızlı gerçekleşirse deri geride kalır.
Güvenli hız, haftada vücut ağırlığının yüzde 0,5 ila 1'i kadardır. 100 kiloluk bir kişide bu haftada 0,5 ila 1 kilo, ayda yaklaşık 2 ila 4 kilo anlamına gelir. Bu eşiğin üzerindeki her kayıp hem kas kaybını hem sarkma riskini artırır.
Bu ilaçları kullanan herkeste aynı tablo oluşmaz. Riski artıran faktörler şunlardır:
Bu maddelerden üç veya daha fazlası bulunan kişilerde süreç baştan planlanmalıdır. Kilo verme dönemi başlamadan yapılan değerlendirme, sonradan uygulanan telafi girişimlerinden daha iyi sonuç verir.
Doku yönetimi, kilo verme sürecinde deriye toparlanma imkânı tanımak amacıyla uygulanan önlemlerin bütünüdür. Altı başlıkta özetlenebilir:
Bu ilaçları kullananlarda en sık karşılaşılan sorun yetersiz beslenmedir. İştah baskılandığı için alınan gıda miktarı azalır, bu azalma protein ve mikro besinleri de kapsar. Sonuçta kas kaybı, saç dökülmesi ve cilt kalitesinde bozulma görülür.
Bu süreçte bir diyetisyenle çalışılması, alınan gıdanın hem miktar hem içerik açısından takip edilmesini sağlar.
Buradaki mekanizmanın doğru anlaşılması önemlidir. Egzersiz sarkan deriyi kısaltmaz, altındaki kası büyüterek boşluğu doldurur. Deriyi geren hacim, yağ yerine kas tarafından sağlanır. Bu nedenle odak kardiyoda değil direnç antrenmanında olmalıdır.
Hafif gevşeklik, kilo sabitlendikten sonraki 6 ila 12 ay içinde kısmen toparlanabilir. Deri belirli bir esneklik payına sahiptir ve bu payı kullanır.
Elle tutulup kaldırılabilen bir deri fazlası oluşmuşsa, bu doku geri çekilmez. Bu aşamadan sonra spor, krem, masaj, radyofrekans veya bölgesel zayıflama seansları sonucu değiştirmez. Deri kas dokusu değildir; çalıştırılarak kısaltılamaz.
Deri fazlasının tek çözümü fazlalığın cerrahi olarak çıkarılmasıdır. Konunun ayrıntısı deri sarkması nasıl geçer yazısında yer almaktadır.
Yüz çökmesi, hızlı kilo kaybı sonrası yüzün dolgunluğunu yitirerek çökük, yorgun ve olduğundan yaşlı görünmesidir. Son zamanlarda "Ozempic yüzü" olarak ifade edilmektedir.
Terimle ilgili iki noktanın açıklığa kavuşturulması gerekir. Birincisi, bu tıbbi bir teşhis değildir. Literatürde bu adla tanımlanmış bir tanı bulunmaz; medyadan yayılarak yerleşmiş bir tabirdir. İkincisi, ilacın yan etkisi de değildir. Aynı miktarda kilonun cerrahi veya diyetle verildiği durumlarda da benzer tablo oluşur. Fark, bu ilaçlarla kaybın çok daha hızlı gerçekleşmesi ve tablonun buna bağlı olarak daha sık ve daha belirgin görülmesidir.
Yüz çökmesi tek bir sorun değil, iç içe geçmiş iki sorundur: hacim kaybı ve deri fazlası. Tedavi seçimini hangisinin baskın olduğu belirler. Bu ayrım yapılmadan uygulanan işlemler sonucu daha kötü hale getirebilir.
Yüzü genç gösteren yapı derinin kendisi değil, altındaki hacimdir. Yanaklarda, şakaklarda ve göz çevresinde kemik üzerine yerleşmiş, birbirinden bağımsız yağ yastıkçıkları bulunur. Yüzün dolgun ve dinç görünmesini bu yastıkçıklar sağlar.
Hızlı kilo kaybında süreç dört aşamada ilerler:
Sonuçta üst yüz boşalır, alt yüz ağırlaşır. Gençlikte var olan ters üçgen hattı bozularak kare bir görünüme dönüşür. Hastaların yorgun görünme şikayetinin anatomik karşılığı budur.
Muayenede değerlendirilen ve hastaların da en sık fark ettiği belirtiler şunlardır:
Belirtiler genellikle kilo kaybının 4. ayından itibaren fark edilmeye başlar ve kilo sabitlendikten sonraki birkaç ay içinde son halini alır. Tablo yerleşmeden kalıcı bir işleme karar verilmemelidir.
Tamamen önlenemez, ancak derecesi belirgin şekilde azaltılabilir. Yüzden hacim kaybetmeden kilo vermek mümkün değildir. Yapılabilecek olan, kaybı yavaşlatarak cilde uyum süresi tanımaktır.
Doku yönetimi başlığındaki kurallar yüz için de geçerlidir: hızın sınırlanması, protein alımının yükseltilmesi, sigaranın bırakılması ve düzenli güneş koruması. Yüze özel iki nokta ise şöyledir.
Yüz jimnastiği ve yüz masajının yüz çökmesini önlediğine dair bir kanıt yoktur. Kaybedilen doku kas değil yağ hacmidir. Nemlendirici ve bakım ürünleri cilt bariyerini korur ve görüntüyü tazeler, ancak eriyen yağ yastıkçığını geri getirmez.
Yüz çökmesi tedavi edilebilir bir tablodur. Belirleyici olan, doğru yöntemin seçilmesidir. Muayenedeki ilk adım tablonun hacim kaybı mı yoksa deri fazlası mı olduğunun ayrılmasıdır. Deri sarkmışken uygulanan dolgu yüzü toparlamaz, aksine daha ağır ve şişkin gösterir.
Yağ enjeksiyonu: kişinin kendi vücudundan alınan yağ, yanak, şakak ve göz çevresine mikro miktarlarda yerleştirilir. Kendi dokusu kullanıldığı için sonuç doğal görünür ve tutan yağ kalıcıdır. Enjekte edilen yağın yaklaşık yarısı ile üçte ikisi kalıcı olarak tutunur.
Dolgu: tek bir bölgenin hızlı düzeltilmesi veya kalıcı işleme geçmeden sonucun öngörülmesi istendiğinde uygundur. Etkisi ortalama 12 ila 18 ay sürer, ardından tekrarlanması gerekir.
Orta yüz germe: sarkma elmacık bölgesinde ve yanaklarda yoğunlaşmışsa, aşağı kaymış dokular anatomik konumuna taşınır. Ayrıntıları orta yüz germe sayfasında yer alır.
Yüz ve boyun germe: çene hattı kaybolmuş ve boyunda gevşeklik oluşmuşsa tek kalıcı çözümdür. Yüz ve boyun germe ile hem deri fazlası çıkarılır hem alttaki kas ve bağ dokusu tabakası yeniden asılır.
İp askı: sarkmanın çok hafif olduğu ve cerrahiye henüz uygun olunmayan durumlarda ip askı uygulamaları geçici bir toparlanma sağlar. Belirgin sarkmada yeterli olmaz.
Olguların çoğunda tek bir sorun bulunmaz; hacim kaybı ve deri fazlası bir arada görülür. Bu tabloda germe ameliyatı yağ enjeksiyonuyla aynı seansta birleştirilir. Germe sarkan dokuyu yerine taşır, yağ enjeksiyonu boşalan hacmi doldurur. Yalnızca germe uygulandığında yüz gergin ancak boş görünür; yalnızca dolgu uygulandığında ise şişkin durur. İkisinin birlikte uygulanması, kilo kaybı öncesindeki görünüme en yakın sonucu verir.
Yüz gençleştirmedeki diğer seçenekler yüz nasıl gençleşir yazısında ele alınmıştır.
Hızlı kilo kaybında sarkma genellikle tek bölgeyle sınırlı kalmaz. En sık uygulanan işlemler şunlardır:
En sık şikayet edilen bölgedir. Göbek üstünde önlük şeklinde sarkan deri, oturur pozisyonda katlanan karın ve gebelik sonrası ayrılmış karın kasları aynı ameliyatta düzeltilir. Karın germe ameliyatında fazla deri çıkarılır, kas duvarı sıkılaştırılır ve göbek deliği yeniden şekillendirilir. Sarkma yalnızca göbek altındaysa mini karın germe yeterli olabilir.
Kol iç yüzünde sallanan deri, kısa kollu giyimden kaçınmaya yol açar. Kol germe ile fazla deri çıkarılır ve kesi kolun iç yüzüne, dışarıdan görünmeyen hatta yerleştirilir.
Bacak iç yüzündeki gevşeklik yürürken rahatsızlık ve tahrişe neden olabilir. Uyluk germe ile deri fazlası alınır, gerektiğinde liposuction ile birlikte uygulanır.
Kilo kaybıyla meme dokusu boşalır ve meme başı aşağı iner. Yalnızca sarkma varsa meme dikleştirme uygulanır. Hacim kaybı da belirginse dikleştirme ile meme büyütme aynı seansta kombine edilir. Erkek hastalarda göğüs bölgesinde kalan deri fazlası için jinekomasti ameliyatı tercih edilir.
Birden fazla bölgede fazlalık bulunduğunda işlemler tek seansta tamamlanmaz. Ameliyat süresi uzadıkça kanama, pıhtı ve yara iyileşme sorunu riski artar. Genellikle 2 veya 3 aşamaya bölünür ve aralara 3 ila 6 ay konur. Örneğin ilk seansta karın ve göğüs, ikinci seansta kollar ve bacaklar planlanır.
Zamanlama, sonucu doğrudan belirleyen faktördür. Yanlış zamanlanmış bir ameliyat teknik olarak başarılı olsa bile kalıcı sonuç vermez.
Temel kural şudur: hedef kiloya ulaşılmalı ve kilo en az 6 ay sabit kalmalıdır. Kilo kaybı sürerken gerilen deri, sonraki kayıplarla yeniden gevşer ve ikinci bir ameliyat gerektirir. Aynı durum yüz için de geçerlidir; kilo verme döneminde yapılan yağ enjeksiyonunun bir kısmı erir. Bu bekleme süresinde dolgu gibi geçici çözümler tercih edilebilir.
Ameliyat öncesinde değerlendirilen diğer başlıklar şunlardır:
Muayene için 6 aylık sürenin dolması beklenmez. Erken yapılan değerlendirmeyle hangi bölgeye ne zaman girileceği önceden planlanabilir.
Evet, bu konu hasta güvenliği açısından atlanmamalıdır. GLP-1 grubu ilaçlar mide boşalmasını yavaşlatır. Anestezi altında midede kalan içerik akciğere kaçabilir ve ciddi bir komplikasyona yol açabilir.
Nihai karar anestezi uzmanıyla birlikte verilir. Bu nedenle kullanılan ilacın adı, dozu ve son uygulama tarihi ilk muayenede mutlaka bildirilmelidir. Bu bilgi ameliyat gününün planlanmasını doğrudan etkiler.
Zayıflama iğnesiyle verilen kilonun ardından ortaya çıkan doku sarkması ve yüz çökmesi, sürecin beklenen bir sonucudur ve her ikisi de tedavi edilebilir. Belirleyici olan iki nokta vardır: kilonun sabitlenmesi ve tablonun doğru sınıflandırılması.
Hangi bölgede ne düzeyde bir sorun bulunduğu ve buna hangi işlemin uygun olduğu ancak muayeneyle netleşir. Değerlendirme için Op. Dr. Bora Yücel Estetik Kliniği ile iletişime geçebilirsiniz. Uygulanan işlemler ve deneyim hakkında bilgi hakkımda sayfasında yer almaktadır.